Menü
  • Fikri Bağımsızlık
  • Intellectual Independence
  • ا لا ســتقلا ل ا لفكــر ي
  • İbn Haldun Üniversitesi'nin aylık gazetesidir.
  • Açık Medeniyet Gazetesi

Sinematik kıyamet New York Özelinde Kıyamet Filmleri Ya Da Yıkımdan Keyif Almak

“Batı sinemasının asıl merkezi “şiddet”ten ziyade, kendini en iyi şiddetle ifade eden adam temsilidir. Eline oyuncak tabanca almış bir çocuğa dikkatle baktığınız zaman; çocuğun asıl amacının başkalarına zarar vermekten ziyade, bir adamın silahla ve şiddetle ne kadar havalı görünebileceğini düşünmesidir. Bir kahraman, kahraman gibi görünendir! (Robert Warshow, The Immediate Experience)

 

11 Eylül 2001 sabahı, televizyonlarını açan Amerikalılar, İkiz Kuleler’in yandığı görüntüleri ilk kez gördüklerinde nasıl bir tepki vereceklerini kestiremediler. Zira bu görüntüler, filmlerde izledikleri New York sahnelerinden birine benziyordu. Ancak, Manhattanlıların el kameralarıyla çektiği görüntülerin yayınlanmasıyla izleyenlerin yaşadığı kısa süreli heyecan bir trajediye dönüşmeye başlamıştı. Farklı gerçeklikler üzerinde gidip gelen bu izleyicilerin duygu değişimlerinde; Batı’nın görsel hafızasındaki şiddet fantazisi algısının etkisi büyük olmalı. (James Stone, Enjoying 9/11)

 

Kıyamet ve felaket filmlerinin ilk kez ortaya çıktığı 1920’lerin sonlarının, dünyada nükleer korkusunun arttığı ve Büyük Buhran’ın yaşandığı yıllara denk gelmesi, dönemin bilinçaltının özeti gibidir. Kıyamet veya muhtemel büyük bir felaket, herkesi etkileyeceğinden, bu tür filmler insanlar arasında karşılık bulmuş ve ciddi gişe rakamlarına ulaşmıştır. Yapımcıların bu potansiyeli keşfetmesiyle felaket filmleri çeşitlenmiş ve sayıca artmıştır. Her filmde, büyük bir tehlikeyi savuşturan izleyiciler, felaketleri teker teker tüketerek umut aşılarını tazelemeye devam etmişlerdir.

 

“Ne kadar yükselirsen, o kadar sert düşersin!”

Bilinmeyen bir şehirde veya bölgede meydana gelen büyük bir yıkımın, özelde Amerikan seyircisinde büyük bir etki meydana getirmediğini fark eden yapımcılar, odaklarını önce kendi devletlerine, hassaten de ülkenin en büyük ve popüler şehri olan New York’a çevirdiler. Kentin, gerek birçok ulusal ve uluslararası simgeye (Özgürlük Heykeli, Brooklyn Köprüsü, Empire State Binası vb.) ev sahipliği yapması, gerekse yıkıldığı zaman çok ses getirecek haşmetli yapıların olması yıkımın estetik yönünü artırmış ve New York’u kıyamet ve felaket filmleri için vazgeçilmez başkent konumuna getirmişti.  

 

Bu tür filmlerin fikirsel altyapılarını oluşturan sebepler arasında, siyasî ve iktisadî olarak büyük film yapım şirketleriyle dirsek temasında olan Amerikan hükümetlerinin; alt metinlerinde İncil’e atıfta bulunarak Amerikan halkını muhtemel bir felakete karşı kenetleme hedefi ve ABD’nin, dünyayı kendi ülkesiyle sınırlandırarak tek “süper güç” olma iddiası gibi politikaları, bu temadaki filmlerin ortaya çıktığı ABD’nin her türlü kıyamete ev sahipliği yapmasına katkı sağlamıştır.

 

Felaketler birer karnaval, her büyük facia yeni bir gösteri ve seyircinin heyecanını yüksek tutmak için bir fırsattır. Bu nedenle, yıkımların maddî veya manevî hasarı söz konusu değildir. Önemli olan yıkımın büyüklüğü ve estetik boyutudur. Kıyametin veya felaketlerin doğal afetler (Yarından Sonra, 2004) ya da dünya dışı varlıklar (Kurtuluş Günü, 1996)  tarafından oluşturulması ikinci plandadır. Filmin karakterlerinde de intikam hissinden daha çok, bu büyük “trajediyle(!)” hayatta kalacak kadar mücadele etme içgüdüsü vardır. Seyirci için de bu “görsel şölenden” zevk almak dışında bir seçenek yoktur.

 

“Felaket ve Hafıza” kitabının yazarı, Wheeler Winston Dixon’a göre, ABD’de felaket filmlerinin böylesine izlenmesinin en büyük sebebi; insanların bilinçaltlarındaki ölümsüz olma istekleri ve en zor faciadan bile kurtulabileceklerine olan inançları yatıyor. (Wheeler Winston Dixon, Visions of the Apocalypse: Spectacles of Destruction in American Cinema)

 

Neredeyse her filmin sonunda, kıyametten veya felaketten kurtulan karakterler yeni yıkımlar için seyirciyi hazırlamaya devam ediyor.

 

--

İbn Haldun Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Yüksek Lisans Öğrencisi.