Menü
  • Fikri Bağımsızlık
  • Intellectual Independence
  • ا لا ســتقلا ل ا لفكــر ي
  • İbn Haldun Üniversitesi'nin aylık gazetesidir.
  • Açık Medeniyet Gazetesi

Koreli Eş Arayan Türk Kızları

Haziran ayında Güney Kore’ye yapmış olduğumuz ziyaret genel manada bu ülkeye dair bilgilerimizi teyit ederken bazı hususlarda ise şaşırtıcı ve öğretici oldu, ufkumuzu açtı. Bu yazıda bunlardan birkaçını dikkatlerinize sunmak arzusundayız.

Önce bu ülkede yaşayan Müslümanlardan bahsedelim. Resmî verilere göre Kore etnisitesine mensup 35 bin civarında Müslüman yaşamaktadır. Ancak Müslüman kanaat önderlerinden aldığımız bilgiye göre Koreliler arasında yaşanan “rahatlıkla din değiştirme vakaları” sebebiyle bu rakam gerçeği yansıtmıyor. Koreli Müslümanların sayısı onların tahminlerine göre 3 ile 5 bin arasında bir sayıya tekabül ediyor. Buraya yerleşmiş, kimisinin vatandaşlık da almış olduğu Müslüman Pakistanlı, Hindistanlı, Bangladeşli, Arap ve az sayıdaki Türklerin sayısı ise 100 binin üzerinde takdir ediliyor.  

Görüştüğümüz kanaat önderleri, bize, T.C. Diyanet İşleri Başkanlığının Seul’e bir cami yapma niyetinin olduğu bilgisini aktardılar, bir an önce fiili adımların atılmasını temenni ettiklerini de belirterek. Türk dış politikasını ve Kore Müslüman azınlığa ilgi duyan Diyanet Teşkilatını ilgilendirmesi gerektiğini düşündüğümüz önemli bir bilgiyi de paylaşalım: Güney Kore’de ana akım inanç toplumlarını Hristiyanlar ve Budistler oluşturuyor. Materyalist, ateist veya deist olup da kurumsal dinlerle ilişkisi bulunmayan kesim ise çoğunluğu teşkil ediyor. Hristiyanlar toplumun yüzde 23-25 civarında bir nüfusuna tekabül ederken bu oran Budistlerde yüzde 25 civarında. Budistler birey ve toplum olarak genelde Müslümanlarla ilişkilerinde sakinler ve devletin Müslümanlarla ilgili politikalarında da nötr davranmaktalar. Ancak toplumda etkin olan örgütlü Protestan Hristiyanlar ve bahusus Evangelist yapılar agresif bir siyaset takip etmekteler. Bahsettiğimiz bu Hristiyan kesimler devletin ve toplumun İslam ve Müslümanlarla alakalı duruşunu siyaset ve medya üzerinden menfi olarak belirliyorlar. Önemli bir oy potansiyelini ellerinde bulundurduklarından seçilmişler üzerinde bu güçlerini İslam karşıtlığını örgütlemek üzere kullanıyorlar. Taleplerine olumsuz cevap veren siyasîleri, belediye başkanlarını demokratik baskı araçlarıyla hizaya getirip Müslüman karşıtı tavırlar almaya mecbur bırakıyorlar. Daha da manidar olanı bu kesimin misyonerleri birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’ye gelip Müslümanlar arasında Hristiyanlık propagandası yapıyorlar. Türkiye-Güney Kore ve dünya Müslümanlarıyla Korelilerin ilişkilerini zehirleyen bir rol oynamakta, Kore’deki Müslüman topluluğun hayatını zorlaştırmaktadırlar. Bunların Batı’daki İslam karşıtı mihraklarla olan derin ilişkilerini ve hangi çıkar gruplarının ajandasına göre hareket ettiklerini iyi analiz etmek gerekmektedir.

Yazının başlığına çektiğimiz konuya gelince: Burada öğrendiğimizde bizi hayretlere düşürdüğünü belirtmeliyim. Ülkemizde Kore dizilerinin estirdiği romantik havadan etkilenmiş genç kızların varlığı birçoğunuzu şaşırtmayabilir. Meselenin bizi şaşırtan yönü ise bu kızlardan bazılarının Kore’ye kadar gelip hayalindeki atlı prensini bulma arayışlarına fiilen girmiş olmaları. Büyük riskler alarak Kore’ye kadar gelip düşünü kurduğu partneri bulma arayışına giren kimi süper romantiklerin macerasını nasıl izah edelim? Köklü değer yagılarımızın ve hayattaki önceliklerimizin nasıl olup da bu türden diziler üzerinden anlamsızlaştığını görmemiz gerekir. Bu bilgileri burada yaşayan Türkiye vatandaşlarından ve Türkiye’yi takip eden Koreli dostlardan edindik. Mesela Koreli dostum Zakee Jeong bunları “çılgınlar” diye nitelendiriyor.

Koreli erkek tasavvurlarını dizilerin şekillendirdiği kızlarımız, Koreli erkeklerin sevgilileri için çok fedakâr, dürüst, diğerkâm ve her daim romantik olduklarını vehmetmekteler. Bunlar arasında başörtülü kızlar da var. Biz de âşık olduğu Koreli delikanlıyla evlenip Kore’ye gelen bir Türk kızla lokantada karşılaştık. Ayaküstü tanıştık ve kendilerinden izin alarak fotoğraflarını çektik. Bu kızlarımız kültürel farkları, yeni bir ülkeye yerleşmenin risklerini önemsemedikleri gibi çoğu zaman din farkını bile görmezden gelebiliyorlar. Biz, üniversitemizdeki sosyal bilimcilerimizin bu türden sosyal olguları da ele almalarının yararlı olacağı kanaatindeyiz.

-

İbn Haldun Üniversitesi İslamî İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi.