Menü
  • Fikri Bağımsızlık
  • Intellectual Independence
  • ا لا ســتقلا ل ا لفكــر ي
  • İbn Haldun Üniversitesi'nin aylık gazetesidir.
  • Açık Medeniyet Gazetesi

Huzur

Sağduyu hakkındaki yazı dizimizin devamı olarak bu bölümde huzur kavramını analiz etmek istiyoruz. Huzur ve mutluluk arasındaki ayrım dilimizde çok esaslıdır. Ancak aradaki farklılığı karşıtlık derecesine vardırmamak gerekir. Mutluluk; artı yüklü duyguların akışkanlaşması olup, genelde yüzeyde hissedilen ve bu yüzden kimi zaman taşkın da olabilen bir şeydir. Mutsuzluk ise eksi yüklü duyguların yine akışkanlaşması olup, tıpkı mutluluk gibi yüzeyde hissedilen ve taşkınca olabilen bir şeydir. Huzur, ikisinin ortasında bir duygu yani artı ve eksi duyguların yüksüzleşmesi değildir. Eğer böyle olsaydı huzur için mutluluk ve mutsuzluk, sevgi ve nefret eşit olur, bir nevi hayat anlamsız gördüğümüz bir duygu durumu olurdu. Aksine huzur, artı yüklü duyguların derinleşerek akışkanlığını en aza indirmesi ve bu yüzden taşkınlık tehlikesini bertaraf ederek dinginleşmesidir.

Başka bir deyişle huzur, mutluluğun aklî ve vicdanî bulunuşudur. Akıldan yoksun mutluluk ahmak ve gülünç, vicdandan yoksun mutluluk zalim ve iğrenç olabilir. Bu da bize huzurun ancak sağduyuyla mümkün olduğunu, sağduyusuz bir tutumun mutluluk ve mutsuzluk getirebilmesine rağmen kesinlikle huzur getirmediğini göstermektedir.

Huzur; sarhoş, yüzeysel, akışkan değil; uyanık, derin ve dingin bir mutluluktur. Aklî ve vicdanî bulunuşun egemen olduğu bir artı yüklü duygu bulunuşudur. Kısaca o, mutmain olmuş / tatminkâr mutluluktur. Kendimizin dıştan içe, içten dışa sürekli dönen bakışıdır. Bir ruh tembelliği değildir. Başka bir deyişle huzur, iç dengenin kuruluşudur. İç denge de ancak duyu, idrak, akıl ve vicdan yetilerinin varlıkla topyekûn bulunduğu bütünsel ilişkide kurulur. Bununla birlikte huzurun kendisine merkez edindiği üs vicdandır yani diğer yetilerimizle ilişki içerisinde olmakla beraber konumlandığı yer vicdandır. Her yetinin bir erdemi vardır. Vicdanın erdemi de huzurdur; o, vicdan saadetinin başka bir adıdır. Bundan ötürü vicdanın gelişmesiyle sağduyunun, dolayısıyla huzurun gelişmesi arasında sıkı bir bağ vardır. Sağduyu birey ve toplumun iç dengesini sağlayarak hem içte hem de dışta barış ortamı temin eden ve böylece bizi barışa götüren en evrensel yeti ve yoldur.

--

İbn Haldun Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi.