Menü
  • Fikri Bağımsızlık
  • Intellectual Independence
  • ا لا ســتقلا ل ا لفكــر ي
  • İbn Haldun Üniversitesi'nin aylık gazetesidir.
  • Açık Medeniyet Gazetesi

“Günümüzün İbn Haldunlarını araştırma üniversiteleri yetiştirecek”

Türkiye’de üniversite ve özellikle de araştırma üniversitelerinin desteklenmesi, geliştirilmesi için vizyon oluşturulması gibi konular gündeme geldiğinde akla gelen kurumların başında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı geliyor. Özellikle Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmak için gerekli olan teknolojinin geliştirilmesi konusunda öncü olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, araştırma üniversiteleri ile sanayinin ortak bir ekosistemde buluşmasının da adresi konumunda. 2017 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Türkiye’nin 10 araştırma üniversitesinin açıklanmasının ardından, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının proje ve destek konusunda neler yaptığını, hangi iş birliklerini planladığını ve araştırma üniversitelerine nasıl bir vizyon koyduğunu Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mustafa Varank ile konuştuk. Sayın Bakan ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, Türkiye’nin geleceğine ilişkin birçok ipucunu bulacak ve keyifle okuyacaksınız…


Sayın bakanım, Türkiye’de araştırma üniversitesi olmak ne anlama geliyor? Araştırma üniversitelerinin sayılarının artırılması, Türkiye’nin geleceği açısından nasıl bir vizyon sunuyor?

Araştırma Üniversitesi; misyonunu ve stratejik yol haritasını belirlemiş, çalışma disiplinini bu plana uygun biçimde yürütebilen ve yürüttüğü bu çalışmalardan değer yaratabilen bir kurumdur. Bu süreçte üniversite, yalnızca araştırma alanında mükemmeliyeti amaçlamaz; eğitim ve bilginin üretimi, aktarımı ve paylaşımında da en iyiyi hedefler.

Yükseköğretim Kurulumuza bu süreci başlattığı için sizin nezdinizde bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Bu girişimin; yükseköğretim sistemimizin gelişimine ve bu alandaki hedeflerimize ulaşma konusunda önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.

Araştırma Üniversitelerimizden beklentilerimiz;

- Ülkemizin öncelikli hedefleri kapsamında, disiplinler ve kurumlar arası iş birliğiyle nitelikli bilgi üreten, araştırma yetkinliği yüksek doktoralı insan kaynağı yetiştiren, uluslararası sıralama sistemlerinde görünürlüğünü ve bilinirliği bulunan,

- Üniversitenin çalışma disiplinini araştırma misyonuna uygun biçimde yürütebilen; araştırma, eğitim ve bilginin üretimi, aktarımı ve paylaşımında mükemmeliyeti hedefleyen,

- Akademisyenin öğrencisini ders dışında da araştırma faaliyetlerine dâhil ederek eğitimin kapsamını ve katkısını arttırmaya gayret ettiği,

- Öğrencilerin araştırma kültürünün içinde bilgilerini geliştirdiği ve akademik araştırmanın işleyişine hâkimiyet kazandığı,

- Gerçekleştirdiği araştırma faaliyetleri ve ürettiklerinin değer bulmasıyla bütçesini geliştiren, projeleriyle var olan araştırma fonlarından daha fazla pay alan ve oluşturduğu toplumsal değerle ülkenin yarınlarında pay sahibi olmaya çalışan,

- Güçlü araştırmacılar yetiştiren, dünya bilimine ve ülkenin kalkınmasına katkı sunan doktora programlarına sahip,

kurumsal yapılar olmaları şeklinde sıralanabilir.

Araştırma üniversiteleri; ülkemize kazandıracağı nitelikli iş gücünün yanı sıra oluşturdukları alt yapıyla geleceğin teknolojilerini yönlendirmede önemli roller üstlenecektir. Bu üniversitelerde gerçekleşecek çığır açıcı buluşlar, ülkemiz ekonomisine katma değer olarak dönecek; her bölgede oluşan kümelenme sayesinde yeni iş kolları ve istihdam olanakları sağlanacaktır.

“Araştırma üniversiteleri; ülkemize kazandıracağı nitelikli iş gücünün yanı sıra oluşturdukları alt yapıyla geleceğin teknolojilerini yönlendirmede önemli roller üstlenecektir. Bu üniversitelerde gerçekleşecek çığır açıcı buluşlar, ülkemiz ekonomisine katma değer olarak dönecek; her bölgede oluşan kümelenme sayesinde yeni iş kolları ve istihdam olanakları sağlanacaktır.”

Peki, bu belirttiğiniz amaca ulaşmak için araştırma üniversiteleri nasıl yapılandırılmalı?

Araştırma üniversitesi yalnızca bir kurum değil, aynı zamanda bir fikir ve idealdir. Dolayısıyla hem yapılandırma hem de bu yapıyı verimli bir şekilde sürdürmek büyük bir gayret istiyor. Kolay olmayan, oldukça özverili bir süreçten bahsediyorum. Araştırma üniversitesinin kalbinde, temel araştırmanın yanı sıra araştırmanın daha uygulanabilir öğelerine ve de onun toplum için kullanımına kendini adamış nitelikli akademik personel bulunmalıdır. Bunu sağlamak adına da araştırma üniversitelerimiz işe alma ve kabul politikalarında, terfi standartlarında seçkin ve liyakate dayalı bir yol izlemelidir. Ayrıca bu üniversitelerimizde nitelikli araştırmalar yapabilmesi için, seçkin akademik personelin son teknoloji araştırma altyapısıyla desteklenmesi elzemdir. Toplumsal faydayı ve teknoloji geliştirmeyi düşünerek biz de TÜBİTAK bünyesinde “1004 Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı”nı oluşturduk ve araştırmacıların hizmetine sunduk.

“Destekten” bahsettiniz Sayın Bakanım. Peki, Türkiye’nin ekonomik olarak büyümesi ve gelişen teknolojiye ayak uydurması için gereklilik olarak görülen araştırma üniversitelerinin desteklenmesi için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak nasıl bir vizyona sahipsiniz? Hangi destek programlarını geliştirdiniz?

Türkiye’nin güçlü ve sürdürülebilir bir şekilde büyümesi için üniversite-sanayi iş birliğini çok önemsiyoruz. Buradan hareketle, ülkemize yüksek katma değer sağlayacak büyük çaplı projelerin özel sektör liderliğinde gerçekleşmesine zemin hazırlayacak TÜBİTAK 1004 Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı kapsamında “Yüksek Teknoloji Platformları” çağrısını açtık. Bu çağrının merkezinde YÖK tarafından ilan edilmiş araştırma üniversitelerimiz ve 6550 sayılı kanun kapsamında yeterlilik almış araştırma altyapılarımız bulunmaktadır.

Çağrı kapsamında araştırma üniversiteleri ve altyapılarında geliştirilen dışa bağımlılığın yüksek olduğu kritik teknolojileri, Bakanlığımız tarafından akredite edilmiş Ar-Ge ve tasarım merkezleri ile özel sektöre aktarmayı hedefliyoruz.

Program kapsamında TÜİK tarafından “yüksek teknoloji ürün sınıfında” değerlendirilen ilaç, bilgisayar, tüketici elektroniği, biyomedikal, optik, havacılık ve uzay sektörlerindeki ürün ve teknolojilerin özel sektöre transfer edilmesini sağlayacak büyük çaplı Ar-Ge ve yenilik projelerini destekleyeceğiz.

Yüksek Teknoloji Platformları desteğini iki aşamada sunuyoruz: Birinci fazda araştırma altyapılarının, yüksek teknoloji sınıfı ürünü geliştirme sürecinde platform üyeleriyle konsorsiyum kurmasını ve kurulan platformun “teknolojik kazanım yol haritasını” hazırlamasına destek veriyoruz. İkinci fazda ise, hazırlanan bu yol haritası kapsamında yapılacak Ar-Ge ve yenilik projelerini destekliyoruz.

Birinci faz başvuruları sonucunda 18 proje destek almaya hak kazandı. Tüm araştırma üniversitelerimiz bu listede yer alıyor. Birinci aşamanın sonuç raporlarına göre uygun bulunan en fazla 10 farklı yüksek teknoloji platformuna, Ar-Ge ve yenilik projeleri desteği vereceğiz. Bu safhada, yüksek teknoloji alanlarında oluşturulan yol haritaları kapsamında yürütülecek Ar-Ge faaliyetlerine yönelik 50’şer milyon TL’ye kadar bütçe ve 48 ay süre vereceğiz.

Ayrıca sanayide ihtiyaç duyulan doktora derecesine sahip nitelikli insan kaynağının, diğer bir deyişle araştırmacıların artık üniversite-sanayi iş birliğiyle yetiştirilebilmesi için TÜBİTAK Sanayi Doktora Programını açtık. Program kapsamında özel sektörde daha fazla araştırmacı istihdam edilmesini teşvik edeceğiz. Böylelikle sanayide nitelikli bilgiyle katma değerli üretimin gerçekleşmesini sağlayacağız. Programda, araştırma üniversitelerimizin önemli bir rolü olduğunu düşünüyoruz ve hedeflenenin üstünde değer oluşturmalarını bekliyoruz. Sanayi Doktora Programıyla öğrenciler, eğitimleri süresince ayda 4 bin 500 lira burs ve doktora sonrasında istihdam desteği alabilecek. Böylelikle hem insan kaynağının nicelik ve nitelik olarak iyileştirilmesi sağlanacak hem de hibe ve yatırım destekleriyle hedeflenen teknolojik dönüşüme katkı sunulacak.

Programın ilk çağrısında beklentilerimizin üzerinde bir taleple karşılaştık. Buna göre 33 üniversitenin, 77 farklı sanayi kuruluşuyla yaptığı iş birliği projeleri desteklenmeye hak kazandı. Desteklenmeye hak kazanan 120 farklı proje aracılığıyla sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda 517 doktora öğrencisi yetiştirilecek. Bursiyerlerimiz mezun olduktan sonra iş arama zahmetine girmeyecek, doktora yaptıkları alanda istihdam edilecekler.

“33 üniversitenin, 77 farklı sanayi kuruluşuyla yaptığı iş birliği projeleri desteklenmeye hak kazandı. Desteklenmeye hak kazanan 120 farklı proje aracılığıyla sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda 517 doktora öğrencisi yetiştirilecek. Bursiyerlerimiz mezun olduktan sonra iş arama zahmetine girmeyecek, doktora yaptıkları alanda istihdam edilecekler.”

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı olarak üniversitelere ve araştırmaya sağladığınız destekte TÜBİTAK aslında sizin en önemli ortağınız konumunda. TÜBİTAK’ın 2019 yılı destek bütçesi nedir? Ana başlıklar hâlinde hangi destek kalemlerinde ne kadar destek kullandırılacak Sayın Bakanım?

TÜBİTAK bünyesinde verilen destekler için 2019 yılında 1.263.792.000 TL ödenek öngörülüyor. 2019 yılı bütçelerini ana başlıklar hâlinde saymak gerekirse, Türkiye Araştırma Alanı Programları için toplamda 1.063.195.000 TL kaynak ayrılmış durumda. “TARAL” programları olarak adlandırdığımız Türkiye Araştırma Alanı Programları, 7 alt programdan oluşuyor. Bunlar, “Bilim İnsanı Yetiştirme ve Geliştirme Programı”, “Sanayi Ar-Ge Destek Programı”, “Bilim ve Teknoloji Farkındalığını Artırma Programı”, “Akademik ve Uygulamalı Ar-Ge Destek Programı”, “Savunma ve Uzay Ar-Ge Destek Programı”, “Kamu Ar-Ge Destek Programı” ve “UİDB AB Proje Ödül Destek Programı.” Az önce belirttiğim rakam, 2019 Yılı Yatırım Programı yayımlandığında bu 7 programa dağıtılacak.

Ayrıca TÜBİTAK bütçesinde, “Bilim İnsanı Destek Programları Bursları” kapsamında 177.680.000 TL, “Uluslararası Bilimsel Yayın Teşvikleri” kapsamında 21.172.000 TL ve “ARDEB Proje Performans Ödülü” kapsamında 1.745.000 TL destek kullandırılacak.

Haklı olarak Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda teknoloji projelerine ağırlık veriyorsunuz. Peki, “sosyal bilimlere” odaklanan araştırma üniversitelerinin önemi nedir sizce?

Sosyal bilimler, kültür ve medeniyetin inşasına öncülük ettiği gibi, toplumsal değişimlere de liderlik eden akademik disiplinler grubudur. Sosyal bilimciler, toplumu şekillendirme ve yönlendirme noktasında söz sahibi kişilerdir.

Örneğin tarih felsefesinin kurucusu ve üniversitenize ismini veren İbn Haldun’un fikirleri ve eserleri, dünya üzerinde çok büyük kitleleri etkilemiş ve etkilemeye devam etmektedir. Toplumun ve medeniyetin inşasında bu derece önemi olan sosyal bilimler alanında nitelikli araştırmalar yapılması ve tabiri caizse günümüzün İbn Haldunlarının yetiştirilebilmesi adına sosyal bilimlere odaklanan araştırma üniversitelerinin oldukça kıymetli olduğunu düşünüyorum.

“Toplumun ve medeniyetin inşasında bu derece önemi olan sosyal bilimler alanında nitelikli araştırmalar yapılması ve tabiri caizse günümüzün İbn Haldunlarının yetiştirilebilmesi adına sosyal bilimlere odaklanan araştırma üniversitelerinin oldukça kıymetli olduğunu düşünüyorum.”

Tüm üniversiteler için olduğu gibi, araştırma üniversiteleri için de en önemli bileşen tabii ki öğrenciler. Üstelik araştırma üniversitesini tercih edecek öğrencilerin, akademiye çok daha büyük ilgisi olması beklenir. Sizce, araştırma üniversitesini tercih edecek öğrenciler nasıl özelliklere sahip olmalı?

Öğrenciler, araştırma üniversitesi fikrinin ve ruhunun yaşamasını sağlayacak en önemli güçtür. Bu genç kardeşlerimiz en başarılı öğrenciler arasından seçilmektedirler. Ayrıca biz de bu öğrencilerimizden üniversitenin amaçlarına ve akademik değerlerine uyarak yüksek derecede performans göstermelerini bekliyoruz. Araştırma üniversitelerdeki öğrencilerimiz çoğunlukla araştırma kültürünün içinde öğrenerek bilgilerini geliştiriyorlar. Dolayısıyla bu üniversiteleri tercih edecek öğrencilerimiz yalnızca klasik bilgilerin talibi olmayı değil; gelecekteki araştırmalarıyla toplumun birikimine katkı sağlamayı ve yeni bilgiler üreten birer araştırmacı olmayı tercih edeceklerdir. Bu gençlerimizin öğrenme ve araştırma hevesi olan, meraklı ve sorgulayan kişiliklere sahip olması oldukça önemli. Objektif ve rasyonel düşünme alışkanlığı edinen, hakikati araştırıp keşfetmeyi ve yorumlamayı seven öğrencilerimizin araştırma üniversitelerinde başarılı olacağını düşünüyorum.

“Keşfetmeyi ve yorumlamayı seven öğrencilerin araştırma üniversitelerinde başarılı olacağını” düşündüğünü söylediniz. Aslında böylesi öğrencilerin yani keşfetmeyi seven öğrenciler için bulunmaz bir olanağı Bakanlık olarak gerçekleştirdiniz. Uzun süredir beklenen Türkiye Uzay Ajansını kurdunuz. Ayrıca Türk bilim insanları Ocak ayı sonunda 3. Antarktika Bilim Seferine çıkacak. Bu projeler sizce neden önemli Sayın Bakanım?

Uzay Ajansının kurulmasıyla birlikte millî çıkarlarımızı uzayda da koruyacak bir yapı için somut adım atarak, 20 yıllık bir rüyayı gerçekleştirdik. Ajansın kurulma amacı uzay sanayisini güçlendirmek; uzay teknolojileri alanında bilimsel altyapıları ve insan kaynağını geliştirerek kapasitemizi daha da artırmaktır. Uzay Ajansımız, ülkemizi hem uluslararası arenada temsil edecek hem de ilgili kurum ve kuruluşlarımızın tek elden koordinasyonunu sağlayacak. Nihai hedefimiz, uzay teknolojileri alanında sonuç odaklı politika ve stratejileri uygulayıp Türkiye’yi bu alanda lider ülkeler arasına taşımaktır.

Uzay Ajansı, Millî Uzay Programını hazırlayacak ve hayata geçirilmesini koordine edecek. Ticarî, bilimsel ve Ar-Ge amaçlı uzay operasyonları ile insanlı veya insansız uzaya erişim çalışmaları da Ajans bünyesinde yürütülecek. Uydu, fırlatma araç ve sistemleri, hava araçları, simülatörler, uzay platformları dâhil uzay ve havacılıkla ilgili her türlü ürün, teknoloji, sistem, tesis, araç ve gereçlerin tasarımı, üretimi ve entegrasyonu tek elden planlanacak. Yani, TÜBİTAK Uzay Enstitüsü, TAI, ROKETSAN, TÜRKSAT gibi kurumların uzay ve havacılık teknolojileri ile ilgili projeleri Uzay Ajansı tarafından koordine edilecek. Ajans, uzay ve havacılık bilimi ve teknolojileri alanındaki Ar-Ge ihtiyaçlarını karşılamak üzere TÜBİTAK programları üzerinden proje ve burs çağrılarına çıkacak.

Bu araştırmalar sonucu ortaya çıkan teknolojiler, sanayimizin tüm kollarına nüfuz ederek, ekonomik kalkınmamıza ciddi katkılar sunacaktır. Bu sayede uzay ve havacılık teknolojilerinde dışa bağımlı olmayan bir sanayinin gelişmesine zemin hazırlanabilecek.  

Ayrıca; millî güvenliğin sağlanması, kamu sağlığının ve çevrenin korunması, doğal kaynakların ve tarımsal verimliliğin tespit edilmesi, doğal afetlerin erken tespitinin yapılması ve doğal afetlerden kaynaklanan hasarların azaltılması gibi alanlarda yapılacak çalışmalarda ilgili kurumlarla koordinasyonu da Uzay Ajansı sağlayacak.

Böylelikle Bakanlığımızın “Millî Teknoloji, Güçlü Sanayi” vizyonu, uzay ve havacılık alanında da hayat bularak yüksek katma değerli üretim hedefimize ulaşmada önemli bir eşik daha aşılmış olacak. Küresel güç olma yolunda atılan bu tarihî adım; yeni teknolojilerin keşfedilmesi ve nitelikli iş gücü yetkinliğindeki artışla, Türkiye’yi rekabet ettiğimiz ülkelere kıyasla çok daha ileri bir seviyeye taşıyacaktır.

Hava şartları müsaade ederse 25 Ocak 2019’da 3. Antarktika Bilim Seferimizi yapacağız. Bu sefere 11 Türk bilim insanı ve 4 yabancı araştırmacı katılacak. Buraya gidecek heyetimiz orada ilk defa geçici Türk Bilim Üssü kurma çalışmalarını gerçekleştirecek. Bunun yanında, 8 Türk bilim insanı, bölgede bulunan diğer yabancı araştırma üslerinde ve bölgedeki araştırma gemilerinde bilimsel faaliyetlerine devam edecek.

Şu anda bölgede gözlemci statüsündeyiz, konumumuzu danışman ülke yapabilmemiz için birtakım şartları yerine getirmemiz gerekiyor. Üçüncü seferimiz de bu şartlardan birisi. İnşallah bu şartları yerine getirdikten sonra Antarktika’da danışman ülke konumuna geçeceğiz ve oradaki kalıcı üssümüzü kuracağız.

Buradaki yapının sürdürülebilir olması, araştırma projelerinin gerçekleştirilebilmesi amacıyla 16 Şubat 2018 tarihinde Bakanlığımız ile TÜBİTAK arasında “Antarktika ve Arktik ile İlgili Bilimsel Çalışmalarda İş Birliği Yapılmasına Dair Protokol” imzalandı. Bu protokolün amacı; Ulusal Kutup Bilim Programında (2018-2022) belirlenmiş araştırma temalarına ilgi duyan ve bu alanlarda çalışmaları olan araştırmacıları teşvik ederek ülkemizin kutuplarla ilgili çalışmalarda daha hızlı yol alabilmesini sağlamaktır. Protokol gereği, TÜBİTAK tarafından öncelikli araştırma temalarında projelerin çağrı bazlı olarak desteklenmesi amacıyla TÜBİTAK 1001 Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kullanılmaktadır.

“Uzay Ajansı, Millî Uzay Programını hazırlayacak ve hayata geçirilmesini koordine edecek. Ticarî, bilimsel ve Ar-Ge amaçlı uzay operasyonları ile insanlı veya insansız uzaya erişim çalışmaları da Ajans bünyesinde yürütülecek.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bilime ve araştırmaya verdiği önemi gösteren adımlardan birisi de bilim insanlarının Türkiye’ye dönüşüne ilişkin önemli bir projeyi hayata geçirmesi oldu. Bu projeyle birlikte amacınız neydi Sayın Bakanım? Program, şu ana kadar nasıl ilgi gördü?

Stratejik değer taşıyan projelere katkı sağlamak üzere alanlarında uzman nitelikli araştırmacıların ülkemize gelmesini önemsiyoruz. Başta Türk bilim insanları olmak üzere nitelikli araştırmacıları hedefleyen “Uluslararası Lider Araştırmacılar” destek programını oluşturduk.

Bu programla kendi alanlarında dünya çapında en fazla referans gösterilen bilim insanları, dünya üniversite sıralamalarında ön plana çıkan üniversitelerde çalışan araştırmacılar ve yurt dışında hâlihazırda teknolojik gelişmelere yön veren ve dünyada en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketlerde çalışan araştırmacıların Türkiye’ye gelmesini amaçladık. Türkiye’ye gelecek araştırmacılara sağlanan imkânlar açısından dünyada yeni ve öncü olma özelliği taşıyan programımız, “Bilim İnsanlarımızın Yurda Dönüş Seferberliği”nin temel mihenk taşı olma niteliğini de taşıyor.

Program kapsamında 8 farklı alanda teşvikler sunuyoruz. Aylık yaşam gideri bursu, genç araştırmacılar için 20 bin TL, deneyimli araştırmacılar için 24 bin TL olacak. Her bir araştırma için araştırma başlangıç paketi ödeneği bulunacak. Bu ödenek, genç araştırmacılar için 500 bin TL, deneyimli araştırmacılar için 1 milyon TL olarak belirlendi. Ödeneği, araştırmacılara ev sahipliği yapan kurumlara aktaracağız. Başlangıç paketlerinin yanında ev sahibi kuruma 750 bin TL’ye kadar araştırma desteği verilebilecek, aylık 3 bin 750 TL yönetim ve idarî maliyetler ödeneği de aktarılacak. Türkiye’ye gelen lider araştırmacıların kendi ekiplerini ülkemizde kurabilmelerine yönelik her türlü imkân da bu kapsamda sağlanacak. Ayrıca araştırma ekibindeki doktora öğrencilerine aylık 4 bin 500 TL burs verilecek. Her ekip için burs verilecek öğrenci sayısı 5 ile sınırlı tutulacak. Programla yerli ve millî teknolojilerin geliştirilmesine yönelik hem akademi hem de sanayide ihtiyaç duyulan bilginin yurt dışından ülkemize gelmesi sağlanacak. 

Çağrısı hâlâ devam eden Programa; Amerika, Avrupa ve Asya’nın prestijli üniversitelerindeki Türk ve yabancı öğretim üyelerinden her gün sorular alıyoruz, heyecanlarına bizzat şahitlik ediyoruz.

“Stratejik değer taşıyan projelere katkı sağlamak üzere alanlarında uzman nitelikli araştırmacıların ülkemize gelmesini önemsiyoruz. Başta Türk bilim insanları olmak üzere nitelikli araştırmacıları hedefleyen ‘Uluslararası Lider Araştırmacılar’ destek programını oluşturduk.”

Sayın Bakanım, Türkiye, 2018 yılında ekonomik olarak da saldırılara maruz kaldı ancak alınan önlemler sayesinde bu saldırılar amaçlanan etkiyi göstermedi. Peki, 2019 yılında Türkiye ekonomisini nasıl bir yıl bekliyor? Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olarak 2019 yılı hedefleriniz ve öncelikleriniz ne olacak? Bakanlığınızın öncelikle ajandasında neler yer alacak?

2019 yılı ve sonrası dönemin yüksek katma değerli üretim öncülüğünde bir büyüme için milat olmasını istiyoruz. Bu amaçla en öncelikli yapısal reformumuz Yerlileştirme Ürün Programı olacak. Ara malı ithalatını azaltarak, yerli üretimin teknoloji yoğunluğunu, uluslararası pazarlara entegre bir biçimde daha da artırmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda, desteklerimizi uçtan uca ve sonuç odaklı şekilde tasarlayacağız. Böylelikle, üretim cephesindeki yapısal kırılganlıkları gidermeyi ve makroekonomik temellerimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu alanda atacağımız adımlar; güçlü ödemeler dengesine, düşük enflasyon hedeflerimize ve nitelikli istihdama önemli katkılar sağlayacaktır.

Kamu alımlarında yeniliği, yerlileşmeyi ve teknoloji transferini teşvik etmek amacıyla uygulamaya koyduğumuz Sanayi İş Birliği Projelerini geniş bir alanda uygulamaya odaklanacağız.  

Yatırım ortamını iyileştirme alanındaki çalışmalarımız da devam edecek. İktisadî kalkınmamızı daim kılmak üzere küresel gelişmeleri takip ederek, özel sektörün dinamikleri ve taleplerini dikkate alıp yatırımların hızlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı sürdüreceğiz. Mevcut teşvik sisteminin etkinliğini artırarak; bölgesel, öncelikli, stratejik ve büyük yatırımları teşvik etmeye devam edeceğiz. Proje bazlı teşviklerimiz, ülkemizin küresel değer zincirinin üst basamaklarına yükselmesini sağlayacak şekilde sürecek.

KOBİ’lerin teknolojik yeniliklere süratle uyumlarını sağlamak, rekabet güçlerini yükseltmek ve ekonomiye katkılarını artırmak da önemli bir gündem maddemiz. Yüksek teknolojinin KOBİ’ler vasıtasıyla tabana yayılmasını sağlamak için; Ar-Ge ve yenilik projelerinde çıktıların ticarî prototip ve ürüne dönüşmesini, bunların piyasayla buluşmasını kolaylaştırmak adına girişimcilere ve KOBİ’lere destek sağlayacağız. Yüksek teknolojili alanlar ve imalat sektörü başta olmak üzere, başarılı işletmelerin kurulmasını sağlayıp, girişimciliği yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. KOBİ Rehberliği ve Teknik Danışmanlık Sistemi bu alanda atacağımız kritik bir adım.

Sanayide dijital dönüşüm için “insan, teknoloji, altyapı, tedarikçiler, kullanıcılar ve yönetişim” bileşenlerinden oluşan “Dijital Türkiye Yol Haritası”nın eylem planlarını uygulamaya devam edeceğiz. Millî teknoloji hamlemiz; her bir yeni teknoloji alanında temel bilimsel çalışmalardan, prototip üretimi ve ticarileşmeye kadar fikrimizin, mesaimizin ve sermayemizin olabilecek en üst seviyelere çıkarılmasıyla hayat bulacak.

Somut projelere değinmek gerekirse; kamu-özel sektör iş birliğiyle Türkiye Açık Kaynak Platformunu kuruyoruz. Açık kaynak kodlu yazılımlar yoluyla, lisans ödemelerinden kaynaklı ekonomik yükü hafifleterek dış bağımlılıktan kurtulmuş olacağız. Daha da önemlisi, bu platform hem bugünkü ihtiyaçlarımızı hem de geleceğin teknolojilerini geliştirmek üzere büyük bir yazılımcı ekosistemi inşa etmemizi sağlayacak. Yapay zekâ, büyük veri ve blok zincir alanlarında stratejilerimizi Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisiyle yakın iş birliği hâlinde hazırlıyoruz. Bu dönüşümlerin ekonominin farklı sektörlerine sunacağı katkıları dikkate alarak, etki seviyesi yüksek adımlar atacağız.

Akademinin kritik alanlarda geliştirdiği teknolojileri, özel sektöre etkin biçimde aktarmasını sağlayan Sanayi-Doktora Programı, Uluslararası Lider Araştırmacılar Programı ve Araştırma Altyapılarını Destekleme Programı kapsamındaki desteklerimiz devam edecek.  

 

Peki, Sayın Bakanım, son olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, üniversite öğrencilerine, özellikle de araştırma üniversitelerini seçmeyi hedefleyen öğrenciler için neler söylemek ister?

Öğrencilerimize ilk ve en önemli tavsiyem; azimle çok çalışmaları. Gençlerimiz; bitmek tükenmek bilmeyen bir iştiyakla okumalı, öğrenmeli, düşünmeli, araştırmalı ve uygulamaya geçirme yollarını keşfetmelidir. İletişim becerilerini geliştiren, bilgiyi yorumlayabilen, uluslararası gelişmeleri takip eden ve yeniliğe açık olan genç kardeşlerim doğal olarak emsallerinin bir adım önüne geçecektir.  Gençlerimize hayal kurmayı, bu hayallerinin peşinden gitmeyi ve karşılaştıkları zorluklardan, hayal kırıklıklarından asla yılmadan yola devam etmeyi öğütlüyorum.


Mustafa Varank kimdir?

1976 yılında Trabzon'da doğdu. İstanbul İmam Hatip Lisesini bitirdi. Lisans eğitimini Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünde tamamladı. Yüksek lisansını ABD’de bulunan Indiana Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümünde yaptı. Ayrıca bu dönemlerde Florida State Üniversitesinde uzman, Indiana Üniversitesi Pervasive Teknoloji Enstitüsünde ise araştırmacı ve sistem yöneticisi pozisyonlarında çalıştı.

2005 yılında Başbakanlıkta görev yapmaya başladı. Sırasıyla, 2011’de Başbakan Başdanışmanlığına, 2014’te ise Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına getirildi. 2016 yılında Büyükelçi unvanı aldı. Başdanışmanlık görevi boyunca, Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız tarafından verilen diğer görevlerin yanı sıra, yüksek teknoloji, bilgisayar teknolojileri ve uygulamaları, savunma sanayi ve araştırma-geliştirme alanlarıyla özel olarak ilgilendi.

Mustafa Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 9 Temmuz 2018 tarihinden açıklanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet sisteminin ilk Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak atandı.


Röportaj: Muhammed Akaydın / Fotoğraflar: Abdulhamit Güler