Menü
  • Fikri Bağımsızlık
  • Intellectual Independence
  • ا لا ســتقلا ل ا لفكــر ي
  • İbn Haldun Üniversitesi'nin aylık gazetesidir.
  • Açık Medeniyet Gazetesi

“Blokzincir; tarihî bir problemi felsefî olarak çözüp, teknik olarak ispat etmiştir.”

Blokzincir ve blokzincir teknolojisi Türkiye’de henüz çok yeni bir kavram… İlk olarak Bitcoin ile gündemimizi giren blokzincirin arkasında devasa bir teknoloji yatıyor. Her şeye olduğu gibi elbette blokzincir için de bir direniş olacaktır. Fakat hayat, hiç ummadığımız kadar hızlı bir şekilde akmakta ve değişmektedir. Biz istesek de istemesek de her gün değişiyor ve gelişiyoruz. Nasıl ki internet, ilk dünyamıza girdiğinde ne olduğunu anlamadığımız ve anlamlandıramadığımız şekilde şaşkına döndüysek ve aradan geçen bir insan ömrü için çok kısa diyebileceğimiz bir süreçte hayatımıza nüfuz etmişse; işte blokzincir de tam olarak öyle bir şey zannımca… Mevzu görece çok yeni ve karışık olunca bu işi bilen de çok az oluyor. Fakat kafamızdaki bu deli soruların cevabını verecek en iyi isimlerden birini bulduk, o da Ahmet Usta. Ahmet Usta, Blockchain Türkiye Platformunun Genel Yayın Yönetmeni… Başka söze ne hacet… İşte size “blockchain” ya da güzel Türkçemizle ifade edelim “blokzincir”…


Türkiye’de blokzincir teknolojisine ilişkin olarak en kapsamlı yayın yapan Blockchain Türkiye Platformu (BCTR) Genel Yayın Yönetmeni ve aynı zamanda “Blockchain 101” kitabının yazarı Ahmet Usta, bu teknoloji hakkında neler düşünüyor? Sizce bu teknoloji, bir dijital devrim mi yoksa dijital bir ütopya mı?

Hafızalarımızdaki bilgileri unuttuğumuzu keşfettiğimiz günden bu yana bilgilerimizi işlenmemiş en küçük parçalara yani veriye dönüştürüyor ve kayıt altına alıyoruz. Veri kayıtları toplumsal mutabakatın da önemli bir parçasını oluşturuyor zira medeniyetin temelindeki güven unsurunu, toplumsal kuralları ve intizamı belirleyen kanunlar ve düzenlemeler ile çerçeveliyoruz. Öte yandan bu yapıların denetlenmesi ve sürdürülmesi lazım, bu sebeple merkezî yapılar kuruyoruz. İşin esası; şirketler, organizasyonlar, dernekler hatta devletler bu tarz merkezî yapılardır. Ancak tarih boyunca bu tarz yapıların pek çok kez istismar edildiğine de şahit olduk. Blockchain; bu güven mekanizmasını, merkezî yapılara ihtiyaç duymadan kurmamızı sağlayabilecek bir düşünce yapısı ve gücünü matematikten alan teknik bir protokol sunuyor. Bu yapısı ile tarihte ilk kez gerçek anlamda bireysel demokrasinin tezahür edebileceği devrimsel bir yapıdan bahsettiğimizi düşünüyorum. Blockchain; tarihî bir problemi felsefî olarak çözüp, teknik olarak ispat etmiştir. Bu sebeple devrimseldir.

“Blockchain; tarihî bir problemi felsefî olarak çözüp, teknik olarak ispat etmiştir. Bu sebeple devrimseldir.”

Yaklaşık 10 yıl önce Bitcoin ile gündeme gelen blokzincir teknolojisi, geçen süre içinde hayal kırıklıkları ve iniş çıkışlara neden oldu. Ancak tüm bu tartışmalara rağmen blokzincir teknolojisinin sadece sanal para ile ilişkili olmadığını biliyoruz. Nedir gerçekten bu teknoloji?

Blockchain teknolojisi Bitcoin makalesi ile ortaya çıktı. Bitcoin, yapısı gereği merkezî yapılara ihtiyaç duymayan bir ekonomik sistem çözümüydü. Aradan geçen zaman zarfında yaşanan iniş ve çıkışlar blockchain teknolojisinin doğası değil daha çok Bitcoin’e olan arz ve talep ilişkisinden kaynakladı. Ancak Bitcoin’in temelindeki blockchain teknolojisi sadece ekonomik verilerin değil her türlü verinin kaydedilmesine hizmet edebilir. Bunların ötesinde bu veriler birer çalışan kod parçası yani programlar olabilir ki bunlara da “Akıllı Sözleşmeler” adını veriyoruz. Günümüzde veri kaydına ihtiyaç duyan, güven ilişkisi kurması gereken tüm sektörler ve yapılar blockchain teknolojisini kullanacaklar.

Blokzincir hangi kültürü ve dinamikleri barındırıyor? En büyük özelliği merkezsiz ve anonim olmak mı?

Blockchain teknolojisinin adem-i merkezi yapısı en temel niteliği... Ancak bu merkeziyetsizlik ifadesini doğru anlamak gerekiyor. Merkezî yapıları ortadan kaldıran ve yok eden bir yapıdan ziyade ben bunu merkezî yapıları güçlendiren ve daha güvenilir hâle getiren bir yaklaşım olarak görüyorum. En azından şu anda medeniyetimizin gelişim süreci bunu gerektiriyor. Anonim olmak ve diğer özellikler ise uygulamaların yapılarına bağlı bir durum, bir mecburiyet değil. Ancak blockchain teknolojisinin tartışmasız en büyük özelliği bir “Güven Protokolü” olmasıdır. Uygulandığı her alanda tüm taraflar arasında koşulsuz ve mutlak bir güveni tesis etmeyi mümkün kılar.

“Merkeziyetsizlik ifadesini doğru anlamak gerekiyor. Merkezî yapıları ortadan kaldıran ve yok eden bir yapıdan ziyade ben bunu merkezî yapıları güçlendiren ve daha güvenilir hâle getiren bir yaklaşım olarak görüyorum. En azından şu anda medeniyetimizin gelişim süreci bunu gerektiriyor.”

Peki, blokzincir teknolojisi ne kadar güvenli? Özellikle Bitcoin gibi sanal paralar ile anıldığı için teknolojiye yönelik var olan ön yargı ne kadar doğru sizce?

Güvenlik, bir süreçtir. Mutlak güvenlik diye bir şey asla olmaz, olamaz. Her zaman için teknik sorunlar, ön görülemeyen teknik bilinmezlikler, güvenlik sorunları oluşturabilir. Blockchain teknolojisi, güvenlik odaklı bir teknoloji değil. Güven odaklı bir teknoloji. İki kavram bir birinden farklı yapılarda... Güvenlik, teknik bir katman ve kriptoloji biliminin çözümleri ile sağlanıyor. Teknolojiye karşı olan ön yargı, süreci henüz tam anlamamış olmaktan kaynaklanıyor. “Güven”in tesis edildiği bir yapıda, güvenliği sağlamak eğitim gerektiren ve aynı zamanda teknik bir problemdir. Bu problem büyük ölçüde bireyin ve katılımcıların eğitimi ile sağlanabilir, teknik sorunlar ise risk analizine bağlı olarak ele alınır ve süreç içinde çözümlenir.

Blockchain teknolojisi, bugün çokça tartışılan bilgi güvenliğini nasıl sağlıyor?

İşin doğrusu ben bu noktanın yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Blockchain, bir bilgi güvenliği platformu değil. Olma iddiasında da değil. Daha çok güveni tesis etmek ve dijital mülkün sahipliğini güvence altına almak noktasında bir çözüm sunuyor. Elbette anonimlik, mahremiyet, bilginin güvenli tutulması gibi katmanlar farklı blockchain uygulamalarının içinde yer alıyor. Dijital güvenlik gibi bilgi güvenliği de bir süreçtir. Deneme yanılma, planlama ve düzeltme ile süreklilik içeren bir zeminde ele alınmalıdır.

“Blockchain, bir bilgi güvenliği platformu değil. Olma iddiasında da değil. Daha çok güveni tesis etmek ve dijital mülkün sahipliğini güvence altına almak noktasında bir çözüm sunuyor.”

Blokzincir teknolojisi, yakın gelecekte finans dışında hangi sektörlerde kullanılacak sizce? Bu yeni güvenlik sorunları, hukukî problemler doğurur mu? Ayrıca mevcut gücü elinde bulunduranlar, bu teknolojinin yerleşmesine izin verir mi ya da bu teknolojiyi kendi lehlerine kullanabilirler mi?

Bu sorunun tek bir cevabı olması imkânsız... Bütün dünya şu anda bu başlıkları tartışıyor. Ancak blockchain, yapısı itibarıyla güven gerektiren ve veri kaydı üstüne kurulu tüm sektörlerde kullanılabilir. Bunun bir sınırı yok. Blockchain Türkiye Platformunda bizim 15 farklı sektörden 55’in üstünde üyemiz var. Bu teknolojinin devrimsel olduğunu biliyoruz, bu süreçte doğru bir yol haritası belirlemek için önemli olan farklı fikir ve düşünce paydaşlarını bir araya getirip ortak bir zeminde meşveret ile doğruyu arayan bir süreç tesis etmek. Hukukî, etik, ekonomik ve ticarî süreçleri analiz ederek bunlar için yol haritaları belirlemek. Eğer stratejiyi doğru belirlersek tehlikeler sadece çözülecek birer minik problem olarak kalırlar.

2019 yılı blokzincir teknolojisinin gerçek uygulamalarının görüleceği bir yıl olacak mı sizce? Özellikle teknolojiye yönelik güvenin sağlanmasına ilişkin nasıl bir yıl bekliyorsunuz?

2016, ilk testlerin yapılmaya başlandığı; 2017, gerçek uygulamaların ortaya çıktığı; 2018, bunların geliştiği bir sene oldu. Bu sene boyunca daha fazla gerçek yaşama dokunan uygulama göreceğimizi ümit ediyorum. Bu süreç içinde önce kurumlar sonra bireyler bu teknolojiyi daha iyi kavramaya devam edecekler ve sonrasında blockchain; bugün elektrik ve internet nasıl hayatımızın bir parçası hâline geldiyse, günlük yaşantının vazgeçilmez bir bileşenine dönüşecek.

“Süreç içinde önce kurumlar sonra bireyler bu teknolojiyi daha iyi kavramaya devam edecekler ve sonrasında blockchain; bugün elektrik ve internet nasıl hayatımızın bir parçası hâline geldiyse, günlük yaşantının vazgeçilmez bir bileşenine dönüşecek.”

Sizce blokzincir teknolojisi Türkiye’de nasıl görülüyor? Teknoloji, Türkiye için ne ifade ediyor?

Bu noktada Türkiye’deki ilgi ve bilincin seviyesi gerçekten çok heyecan verici... Blockchain Türkiye Platformu, 8 Haziran 2018’de Türkiye Bilişim Vakfının bir inisiyatifi olarak kuruldu. Aradan 6 ay bile geçmeden üye sayımız 50’yi aştı. Ticaret Bakanlığı, TÜBİTAK Bilgem, MÜSİAD, TÜBİSAD gibi kurumlar başta olmak üzere pek çok değerli üniversitemiz ve organizasyon ile iş birliği anlaşmaları imzaladık. Dört farklı çalışma grubu altında çok ciddi toplantılar sürekli olarak yapılıyor ve Mart ayından itibaren çok değerli raporlar paylaşmaya başlayacağız.

Gerek özel sektör gerekse kamu tarafında blockchain teknolojisine olan ilginin elle tutulur projelere dönüştüğüne de şahit oluyoruz. Türkiye bu rüzgârda çok doğru bir rotada seyrediyor eğer hız kesmezsek başta bölgesinde bir lider hâline gelmesi ve sonrasında dünyaya örnek teşkil etmesi mümkün.

“Gerek özel sektör gerekse kamu tarafında blockchain teknolojisine olan ilginin elle tutulur projelere dönüştüğüne şahit oluyoruz. Türkiye bu rüzgârda çok doğru bir rotada seyrediyor eğer hız kesmezsek başta bölgesinde bir lider hâline gelmesi ve sonrasında dünyaya örnek teşkil etmesi mümkün.”

Bugüne kadar verdiğiniz röportajlarda ve konuşmalarınızda Türkiye’yi, blokzincir konusunda bir merkez hâline getirmeyi amaçladığınızı söylüyorsunuz. Kolay mı bunu gerçekleştirmek? Türkiye, nasıl bir merkez olabilir?

Tarih boyunca büyük adımlar hep farklı zihinlerin bir araya gelerek kurduğu topluluklar tarafından sağlanmıştır. Türkiye için de durum farklı olamaz. İş birliği, rekabet ederken ortak paydaşlarda buluşmak (rekaberlik) ve istişare kültürü ile Türkiye’nin, bölgesinde bir blockchain lideri ve merkezî olması mümkün. Şu anda BCTR’de bunu açıkça görüyoruz. Ticaret hayatında birbirine ciddi rakip olan kurumlar aynı masa etrafında aynı heyecan ile çalışıyorlar.  

Son olarak “Blockchain 101” kitabının yazarı Ahmet Usta, bu teknolojiyi merak edenlere, riskleri, sunduğu olanaklar konusunda neler söyler? Dijitalleşmenin Türkiye’de nasıl bir hızla ilerlemesini bekliyorsunuz?

Blockchain teknolojisinin sadece kripto para odaklı bir teknoloji olmadığını bir güven mekanizması olduğunu anlamak ile iş başlamak lazım. Bu noktada “Blockchain 101” kitabını okumalarını ve BCTR.org sitesindeki içerikleri takip etmelerini önemle tavsiye ederim. Blockchain felsefesini kavradıktan sonra teknik veya stratejik süreçte yer almak bir tercih. Her ikisi de diğerinden bilgi sahibi olmayı gerektiriyor. Ama süreç, temel mantığı anlamakla başlıyor. Olabildiğince çok uygulama örneğini incelemek ve yeni fikirler geliştirmek lazım. Bu fikirleri paylaşmak ve belirli sorunların çözümleri olarak yapılandırmak… Sonrası zaten kendiliğinden gelecektir.


Ahmet Usta kimdir?

1978 İstanbul doğumlu olan Ahmet Usta, 2001 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Uzay Mühendisliği lisans programından ve 2007 yılında ise Yıldız Teknik Üniversitesi MBA programından mezun oldu.

Profesyonel iş hayatına 1999 yılında oyun dergilerinde, oyun teknolojileri üzerine yazılar yazarak başlayan Usta, 2002 yılından itibaren farklı kurumlarda Bilgi Teknolojileri yöneticisi olarak görev almış aynı zamanda farklı yayınlarda düzenli olarak yayımlanan makaleleri ile teknoloji yazarlığını birlikte sürdürmüştür.

Pek çok popüler dergide yazan Usta, 2009 ila 2013 yılları arasında Infomag dergisinde ve 2011 ila 2014 yılları arasında Bloomberg Business Türkiye dergisinde teknoloji editörlüğü yapmıştır. 2014 yılından itibaren farklı ölçeklerde dijital ve basılı medya kanallarının kurulması ve yönetilmesi projelerini teknik ve idarî olarak gerçekleştirmiştir.

2017 yılında kendi şirketi Mercek Tech’i kurmuştur. Mercek Tech, dijital ağırlıklı olmak üzere, kurumsal medya kanalları kurulum danışmanlığı ve içerik üretilmesi alanlarında faaliyet göstermektedir. Aynı zamanda Usta, Blockchain Türkiye Platformu ve FinTech İstanbul’un Genel Yayın Yönetmenliğini sürdürmektedir.

Usta, “The Startup Owner’s Manual” ve “Identity is the New Money” isimli kitapları Türkçeye çevirmiştir. Bu dönemde İngilizce “Co-Opetition” kavramının Türkçe karşılığı olan “Rekaberlik” kelimesini literatüre kazandırmıştır. Blockchain teknolojisi ile alakalı ilk Türkçe kitap olan “Blockchain 101”in eş yazarı olan Usta, blockchain alanında Türkiye’de sunum ve eğitimler gerçekleştiren, danışmanlık veren sayılı uzmanlardan birisidir.

Ahmet Usta, evli ve üç çocuk babasıdır.


Röportaj: Muhammed Akaydın / Fotoğraflar: Bünyamin Yılmaz