Menü
  • Fikri Bağımsızlık
  • Intellectual Independence
  • ا لا ســتقلا ل ا لفكــر ي
  • İbn Haldun Üniversitesi'nin aylık gazetesidir.
  • Açık Medeniyet Gazetesi

“Araştırmacı ruhla başarıyı hedefleyen gençlerin her aşamada arkasındayız”

TÜBİTAK, Türkiye’de özellikle son dönemde araştırma üniversitesi uygulamasının öne çıkarılmasıyla adından çok söz ettiren ve bu amaç doğrultusunda sağladığı ve sağlayacağı desteklerle, Türkiye’nin dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisine girmesini sağlayacak önemli kurumlardan bir tanesi. TÜBİTAK, Türkiye’de akademi ve araştırma deyince hep var oldu, ancak artık o da, yeni çağın gereklerine göre yeni bir atılımın, dönüşümün ve gelişimin içinde… Bu çerçevede hayli önemli bir görevi icra eden TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ile Türkiye’nin araştırma üniversitesi ekosistemini, bu sistem ile neyin amaçlandığını, TÜBİTAK’ın yeni sistemde nerede durduğunu ve araştırmaya hangi destekleri, hangi koşullarda verdiğini konuştuk. Bu değerli ve keyifli röportajın, Türkiye’de “araştırma üniversitesi” ekosisteminin içinde bulunan ve bulanacak herkese önemli ipuçları vereceğine inanıyoruz…


Sayın Başkanım, Türkiye’de araştırma üniversitelerini nasıl konumlandırıyorsunuz?

Ülkemizin 2023 hedeflerinin arasında, dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisinin içerisinde yer almak bulunuyor. Bunu başarabilmek için katma değerli ürün üretmemiz ve ürettiğimiz katma değerli, yüksek teknoloji sınıfındaki ürünleri ihraç etmemiz gerekiyor. Araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik ekosistemimizin daha etkin ve odaklı bir yapıya bürünmesi şart. Ekosistemin en önemli bileşeni üniversiteler ve nitelikli insan kaynağı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından ilan edilen araştırma üniversiteleri, hem Ar-Ge hem de nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi noktasında ekosisteme büyük katkılar yapacaklar. Bu vesileyle mensubu olduğum YÖK’e yükseköğretim sistemimizde bir ihtiyaç olan “araştırma üniversitesi” kavramını hayata geçirdiği için teşekkür ediyorum.

Araştırma üniversiteleri; ihtiyaç duyduğumuz nitelikli insan kaynağını yetiştiren, bilimin ilerleyişi ve ülkemizin kalkınmasına katkı sunan kuruluşlar olacaklar. Hem yükseköğretim sistemimizin hem de yenilik ekosistemimizin bu misyon farklılaşmasından büyük fayda sağlayacağını değerlendiriyoruz. Kurumsal yapıları ve süreçleriyle belirli bir seviyede olduklarını kanıtlamış, kendi yol haritalarını oluşturarak araştırma ve teknoloji geliştirmeye odaklanmış üniversitelerin sayısının artması ülkemiz için çok olumlu bir gelişme. YÖK’ün araştırma üniversiteleri ile ilgili tanımında yer verdiği bir ifadeye dikkat çekmek istiyorum: “Gerçekleştirdiği araştırma faaliyetleri ve ürettiklerinin değer bulmasıyla bütçesini geliştirdiği, verimli araştırmalarla var olan araştırma fonlarından daha fazla pay alan ve oluşturduğu toplumsal değerle parçası olduğu toplumun yarınlarında pay sahibi olmaya çalışan kurumlardır.” Burada anlatılmak istenen, yapılan araştırmaların buluşa ve buluşların katma değere dönüşmesidir. Biz de TÜBİTAK olarak özellikle bu konuda elimizi taşın altına koyarak YÖK ile istişare içinde geliştireceğimiz desteklerle birlikte Türkiye’de eksikliğini özellikle hissettiğimiz, kendi fonunu yani bütçesini yaratan ama en önemlisi, araştırma sonuçlarını ticarileştirebilen ve ülke ekonomisinde katma değer yaratan üniversiteler yaratacağız.

TÜBİTAK olarak üniversitelerdeki araştırma projelerine ne tür destekler veriyorsunuz?

TÜBİTAK’ın akademik Ar-Ge destek programları, bilim insanlarının kendi istedikleri alanlarda projeler oluşturdukları “tabandan yukarı” diye ifade ettiğimiz programlar ile ülkemizin ihtiyaçları ve küresel eğilimleri dikkate alarak oluşturulan öncelikli Ar-Ge konularında çağrılar açtığımız “hedef odaklı programlar”dan oluşuyor.  

TÜBİTAK olarak, araştırma camiamıza son 16 yılda, toplam bütçesi 10 milyar TL’den fazla olan 20.155 projeye destek sağladık. 2018 yılı Eylül ayı sonu itibarıyla akademik Ar-Ge projelerine 702 milyon TL harcama yaptık, yıl sonu itibarıyla bu rakamın 850 milyon TL’ye yükseleceğini öngörüyoruz.

2018 yılında TÜBİTAK olarak ülkemizin “yerli ve millî üretim” hedeflerine en etkin katkıyı yapmak amacıyla temel stratejimizi araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik ekosisteminde ulusal hedeflere odaklanmış, “Nitelikli Bilgi ve Nitelikli İnsan” üzerine kurguladık. Bilimsel araştırma, uygulamalı bilim/teknoloji geliştirme ve ürün geliştirme katmanlarının her birini titizlikle çalışarak; odak sektörlerde değer zinciri boyunca nitelikli bilginin sistematik akışına izin verecek ve bu üç katmanı bütünleştirici platformların oluşumunu teşvik etmeye yönelik önemli adımlar attık.

Kritik teknolojilerde nitelikli bilgi üretiminin ve üretilen bilginin sanayide kullanılmasına imkân tanıyacak; özellikle de araştırma üniversitelerindeki altyapıları hedeflediğimiz yeni Ar-Ge ve yenilik destek programları tasarladık, bunlar: “TÜBİTAK 1004 Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı” ve “TÜBİTAK Sanayi Yenilik Ağ Mekanizması (SAYEM)” desteğidir.

TÜBİTAK 1004 Programı kapsamında açtığımız “Yüksek Teknoloji Platformları” çağrısı kapsamında araştırma üniversiteleri ve araştırma altyapılarının, dışa bağımlılığın yüksek olduğu kritik teknoloji alanlarında geliştirdikleri teknolojilerin, Ar-Ge ve tasarım merkezlerine sahip firmalar başta olmak üzere özel sektöre etkin bir biçimde aktarımını sağlamayı hedefliyoruz.  

Daha açık bir ifadeyle; YÖK tarafından ilan edilmiş araştırma üniversitelerinin ve 6550 sayılı kanun kapsamında yeterlilik almış araştırma altyapılarının teknolojik birikimlerini, TÜİK “yüksek teknoloji” sınıfına giren ürünlerin geliştirilmesi amacıyla, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından akredite edilmiş Ar-Ge ve tasarım merkezlerine sahip firmalar başta olmak üzere, özel sektöre etkin bir biçimde aktarmalarına imkân verecek bir destek mekanizması oluşturduk. Dışa bağımlılığın yüksek olduğu ve TÜİK tarafından “yüksek teknoloji ürün sınıfında” değerlendirilen ilaç, bilgisayar, tüketici elektroniği, biyomedikal, optik, havacılık ve uzay sektörlerindeki ürün ve teknolojilerin özel sektöre transfer edilmesini sağlayacak büyük çaplı Ar-Ge ve yenilik projelerini destekleyeceğiz. Ürün geliştirme sürecinde “ölüm vadisi” olarak da nitelendirilen, ürün ve teknolojiler için stratejik iş birlikleri kurulmasını teşvik ediyoruz.  

Yüksek Teknoloji Platformları desteğini iki fazda sunuyoruz: Birinci fazda, araştırma altyapılarının, yüksek teknoloji sınıfı ürünü geliştirme sürecinde platform üyeleriyle konsorsiyum kurması ve kurulan platformun “teknolojik kazanım yol haritası”nı hazırlaması destekleniyor. İkinci fazda ise, hazırlanan yol haritası kapsamında yapılacak Ar-Ge ve yenilik projeleri destekleniyor. 29 Haziran 2018 tarihinde açılan çağrımız kapsamında, 28 Eylül 2018’e kadar birinci faz başvurularını aldık. 10’u asil, 4’ü aday olmak üzere 14 araştırma üniversitesi ile 6550 sayılı kanun kapsamında yeterlilik almış 4 araştırma altyapısı başvuruda bulundu. Yüksek Teknoloji Platformları 1. faz çağrısı sonuçlandı, 18 başvuru destek almaya hak kazandı. Tüm araştırma üniversitelerimiz bu listede yer alıyor. TÜBİTAK’a 1. faz sonunda sunulacak raporlar değerlendirilerek, uygun bulunan en fazla 10 farklı yüksek teknoloji platformuna 2. faz desteği sağlayacağız. 2. faz kapsamında, yüksek teknoloji alanlarında oluşturulan yol haritaları kapsamında yürütülecek Ar-Ge faaliyetlerine yönelik 50’şer Milyon TL’ye kadar bütçe ve 48 ay süre vereceğiz.

2018 yılında getirdiğimiz bir diğer yenilik ise “Sanayi Yenilik Ağları Mekanizması (SAYEM)” desteği... Bu destek kapsamında, ithalat bağımlılığını giderecek, cari açığın düşürülmesine ve yüksek teknolojili ürün ihracatının artırılmasına katkı verecek çalışmalar yürütmek üzere; özel sektör liderliğinde oluşturulacak sanayi yenilik ağlarını destekleyeceğiz. “Sanayi Yenilik Ağları” kapsamındaki temel gayemiz, odak sektörlerde hedeflenen teknoloji tabanlı ürünlerin, son kullanıcı ile etkin iş birliği içinde başarılı bir şekilde ticarileştirilmesi.  Bu sebeple, teknoloji hazırlık seviyesi 6-9 arasındaki; pazara görece daha yakın alandaki teknoloji geliştirme faaliyetlerini teşvik edeceğiz.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından incelenen 2 bin 739 ürün grubundan minimum 30 Milyar ABD Doları yıllık ithalata karşılık gelen öncelikli ürün gruplarının yerlileştirilmesine katkı sağlayacak Ar-Ge ve yenilik projelerini bu destek kapsamında değerlendireceğiz. “Sanayi yenilik ağları” kapsamındaki temel gayemiz; özel sektör firmalarının, tedarik zincirlerindeki diğer firmalar, son kullanıcılar, teknoloji geliştirme bölgeleri ve üniversiteler ile oluşturdukları Ar-Ge ve yenilik tabanlı iş birliği ağlarına ve büyük çaplı konsorsiyumlara odaklanacak olmamızdır. Bu destek kapsamında da projeler iki fazda desteklenecek. Birinci fazda, aktörler arası iş birliği ağının ve stratejik araştırma planlarının hazırlanmasını istiyoruz. İkinci fazda ise; yenilik ağının ortaya koyduğu hedefler doğrultusunda Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini destekleyeceğiz ve çıktı odaklı bir şekilde takibini yapacağız. SAYEM 1. faz çağrısı 31 Ağustos 2018’de açıldı ve 31 Aralık 2018’e kadar başvuruları topladık.

“TÜBİTAK 1004 Programı kapsamında açtığımız ‘Yüksek Teknoloji Platformları’ çağrısı kapsamında araştırma üniversiteleri ve araştırma altyapılarının, dışa bağımlılığın yüksek olduğu kritik teknoloji alanlarında geliştirdikleri teknolojilerin, Ar-Ge ve tasarım merkezlerine sahip firmalar başta olmak üzere özel sektöre etkin bir biçimde aktarımını sağlamayı hedefliyoruz.”

Peki, Sayın Başkanım, araştırma projelerine verilen destekler en çok hangi alanları kapsıyor?

TÜBİTAK’ın Ar-Ge destek programlarına ilişkin istatistikleri web sayfamızda yayınlıyoruz.  2017 yılında, akademik Ar-Ge destek programlarında en fazla proje, sırasıyla mühendislik bilimleri, sağlık ve yaşam bilimleri, kimya ve biyoloji alanlarında desteklenmiş. Bunları tarım ve gıda ile elektrik-elektronik alanları takip ediyor. 2017 yılında akademik Ar-Ge projelerine aktarılan tutar açısından baktığımızda da benzer bir tablo var; sırasıyla mühendislik bilimleri, sağlık ve yaşam bilimleri, kimya ve biyoloji, elektrik-elektronik alanları öne çıkıyor. 2018 yılı istatistikleri ise kısa bir süre sonra web sayfamızda paylaşılacak.

Vakıf üniversiteleri bünyesinde gerçekleştirilecek araştırma projeleri nasıl özendirilmeli? TÜBİTAK bu üniversitelere farklı destek programları uyguluyor mu?

Şu anda Türkiye’de 129 devlet üniversitesi, 72 vakıf üniversitesi ve 5 tane de vakıf meslek yüksekokulu bulunuyor. TÜBİTAK’ın destek programları söz konusu olduğunda farklı bir uygulama yok. Bu yıl YÖK tarafından “Vakıf Yükseköğretim Kurumları – 2018” başlıklı bir rapor yayımlandı. Oldukça titizlikle hazırlanan bu kapsamlı rapor incelediğinde araştırma misyonuna sahip vakıf üniversitelerimizin araştırma ve teknoloji geliştirme konusunda yükseköğretim sistemine büyük katkılar sağladığı aşikâr. Her yıl güncellenen TÜBİTAK Akademik Destek İstatistiklerinde de benzer şekilde, proje sayısı ve destek miktarı bakımından en fazla destek alan üniversitelerin arasında misyonlarında araştırma olan başlıca vakıf üniversitelerimizin yer aldığını görüyoruz. Araştırma üniversitelerinin yeterli ve sürdürebilir bütçelerinin olması zorunludur. Bu kapsamda vakıf üniversitelerinden araştırma faaliyetleri için önemli bütçeler ayıran ve dünyadaki en iyi araştırmacıları bünyesine katanların araştırma alanında başarılı olduklarını görüyoruz. Bu vizyona sahip üniversitelerimizin hâlihazırda yüksek bir başarı oranına sahip olmalarından dolayı ilave bir özendirme faaliyetinde bulunmuyoruz.

Türkiye’de akademik araştırmalara yönelik destek sağlayabilmek için hangi kriterler yerine getirilmeli? TÜBİTAK yüksek lisans ve doktora seviyesinde hangi tür projelere destek sağlıyor?

Tüm destek programlarının, programın hedef ve yapısına uygun farklı değerlendirme kriterleri var. Ancak tüm akademik Ar-Ge projeleri destek programlarında bulunan kriterler “özgün değer, yöntem, proje yönetimi ve yaygın etki” şeklinde 4 ana grupta toplanıyor ve bu kriterler “çok iyi”den “yetersiz”e kadar 5’li bir skala üzerinden değerlendiriliyor. Değerlendirme sistemimiz, tüm dünyada olduğu gibi ilgili konuda yetkin bilim insanlarından oluşan değerlendirme panellerine dayanıyor.

Proje önerilerinin oluşturulmasında, Ar-Ge konusunun özgün değeri çok önemli. İlgili konuda dünyada gelinen bilimsel noktanın (state of the art) üzerine çıkabilecek; özgün, yaratıcı ve yenilikçi projeleri bekliyoruz. Dünyadaki ve ülkemizdeki bilimsel-teknolojik birikime metodolojik, kavramsal ve kuramsal olarak özgün katkılar sağlayacak proje önerileri bu kriterden yüksek puan alıyorlar. İkinci kriter yani yöntem başlıklı kriter; projede kullanılacak yöntemlerin ve araştırma tekniklerinin ilgili akademik literatüre atıf yapılarak ne ölçüde belirgin ve doğru olarak açıklanmış olduğunu ve proje önerisinde belirtilen amaçlara ve hedeflere ulaşma noktasındaki uygunluğunu değerlendirmek için kullanılıyor. Proje yönetimi kriteri, daha uzun adıyla “Proje Yönetimi, Ekip ve Araştırma Olanakları” ise projede öngörülen iş‐zaman planlaması, iş paketleri, her bir iş paketinin önem derecesi ve başarı ölçütlerinin uygulanabilirliği, ölçülebilirliği ve izlenebilirliği; projenin kapsadığı faaliyet ve disiplinler dikkate alındığında proje ekibinin nitelik ve nicelik yönünden yeterliliği ve uygunluğu; iş ve görev dağılımının uygunluğunu ölçen bir kriterdir. Son olarak da, en önemli kriterlerden biri olan yaygın etki yer alıyor. Yaygın etki, projenin başarılı bir şekilde sonuçlandırıldığında yaratacağı bilimsel, teknolojik, ekonomik ve sosyal katma değer olarak özetlenebilir. Bu kriterde nitelikli akademik yayın, patent/tescil, faydalı model, lisans, yeni şirket kurulması, araştırmacı yetiştirilmesi, yeni proje üretilmesi, farklı bilim/teknoloji alanlarında kullanılabilme ve benzeri çıktı ve sonuçların elde edilebilme potansiyeli üzerinden projenin toplumsal sorunları çözme, ticarileştirilme, ilgili alanda ülkenin yurt dışına bağımlılığı azaltma, rekabet gücünü arttırma potansiyeli değerlendirilmektedir.

TÜBİTAK desteği ile yürütülen akademik Ar-Ge projeleri kapsamında, proje dâhilinde yüksek lisans ve doktora öğrencilerine burslar sağlanabildiği gibi, TÜBİTAK’ın tüm akademik derecelere yönelik bilim insanı destekleri de mevcut. Lisans, lisansüstü, doktora sonrası olmak üzere çok çeşitli burs programlarımız bulunuyor. Bilim insanı desteklerimiz temelde ikiye ayrılıyor: Eğitim burs programları ve araştırma burs programları. Lisans düzeyinde yurt içi burs programımız ve üniversite öğrencilerine yönelik araştırma projeleri destekleme programımız bulunuyor. Lisansüstü düzeyinde ise yurt içi lisansüstü eğitim burs programımız, yurt dışı doktora ve müşterek doktora eğitim burs programlarımızın yanı sıra yurt dışı doktora sırası araştırma burs programımız da mevcut. Doktora öğrencilerine, eğitimleri sırasında yurt dışında araştırma yapma imkânı tanıyoruz. Doktora sonrasına yönelik ise yurt içi ve yurt dışı doktora sonrası araştırma burs programlarımız ve “sabbatical” diye tabir edilen konuk/akademik izinli bilim insanı destekleme programımız mevcut.

Bu destek programlarına ek olarak, 2018 yılında ülkemizin hedefleri doğrultusunda teknolojik dönüşümün sağlanması, değer zincirinde istenilen seviyelere ulaşılmasına ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik iki yeni destek mekanizması tasarladık ve hayata geçirdik: Bunlar, TÜBİTAK Sanayi Doktora Programı ve TÜBİTAK Uluslararası Lider Araştırmacılar Destek Programıdır…

TÜBİTAK Sanayi Doktora Programı ile ülkemizin 2023 yılı hedefleri kapsamında sanayide ihtiyaç duyulan doktora derecesine sahip nitelikli insan kaynağının üniversite-sanayi iş birliği ile yetiştirilmesini ve sanayide doktoralı araştırmacı istihdamını teşvik ediyoruz. Bu kapsamda, firmalarımızın ihtiyaçlarını merkeze alıyoruz. Bu program ile doktora eğitimi vermek üzere yurt içinde eğitim veren devlet veya vakıf yükseköğretim kurumları veya araştırma altyapılarının; Ar-Ge veya tasarım merkezlerine sahip özel sektör kuruluşları veya teknoparklar bünyesinde Türkiye’de yerleşik sermaye şirketleriyle birlikte sunacakları projelere destek veriyoruz.

TÜBİTAK olarak program kapsamında 9 Temmuz 2018 tarihinde açtığımız çağrıya üniversite ve sanayi kuruluşlarından gelen büyük ilgiden dolayı mutlu ve gururluyuz. 28 Eylül 2018’de kapanan çağrıya, sanayinin ihtiyaç duyduğu alanlarda 603 doktora öğrencisinin yetiştirilmesine yönelik toplam 147 farklı iş birliği protokolü ile başvuru yapıldı. Bunlardan 120’si desteklenmeye hak kazandı. Desteklenmeye hak kazanan projeler aracılığıyla sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda 517 doktora öğrencisi yetiştirilecek. Doktora öğrencilerine en fazla 5 yıl süre ile aylık 4.500 TL burs vereceğiz. Destek alan projelerde bursiyerlerin seçimini üniversiteler ve sanayi kuruluşlarına bırakıyoruz.

Bunun yanı sıra, Sanayi Doktorası Bursiyerlerine çeşitli başarı kriterlerine bağlı olarak bir dönem de araştırmalarını yurt dışında sürdürebilme imkânı tanıyoruz. Programın önemli yeniliklerinden ve katkılarından biri de, program kapsamındaki doktora öğrencilerinin, öğrenimleri sonrasında sanayide istihdam edilmelerine yönelik 3 yıl boyunca istihdam desteği de sağlayacağız.

Nitelikli insan kaynağına ilişkin bir diğer yeni desteğimiz ise, “TÜBİTAK Uluslararası Lider Araştırmacılar” programı. Ülkemiz açısından stratejik değer taşıyan alanlarda yürütülecek makro projelere katkı sağlamak üzere, alanlarında yaptıkları üst seviye bilimsel çalışmalar ile temayüz etmiş ve/veya yurt dışında araştırma deneyimine sahip, başta Türk bilim insanları olmak üzere nitelikli araştırmacıların yurt dışından Türkiye’ye gelmelerini teşvik etmek üzere bu destek programını tasarladık. Türkiye’ye dönecek araştırmacılara sağlanan imkânlar açısından dünyada yeni ve öncü olma özelliği taşıyan bu destek programını, TÜBİTAK koordinasyonunda hayata geçiriyoruz. 15 Aralık 2018’de çağrımız açıldı, 15 Şubat 2019’a kadar başvuruları alacağız. Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, Rusça ve Arapça olarak 6 farklı dilde hazırladığımız çağrı metinleriyle, alanında en yetkin bilim insanlarını, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerini ülkemizde devam ettirmeleri için davet ediyoruz.

Bu program kapsamında Türkiye’ye gelen lider araştırmacılar, çalışmalarını Türkiye’nin önde gelen akademi, sanayi kurum ve kuruluşları veya kamu kurumlarında yürütebilecekler. Bu anlamda yerli ve millî teknolojilerin geliştirilmesine yönelik hem akademi hem de sanayide ihtiyaç duyulan bilginin yurt dışından ülkemize transferi de gerçekleşmiş olacak. Türkiye’ye gelen lider araştırmacıların kendi ekiplerini ülkemizde kurabilmelerine yönelik her türlü imkân sağlanacak.

Sağladığımız destek miktarları bakımından da oldukça üst seviyede bir program. Ülkemize gelen bilim insanlarına deneyimlerine bağlı olarak 24 bin TL’ye kadar maaş; eş ve çocukları için aile yaşam gideri bursu; kendi araştırma ekiplerini oluşturmalarına yönelik, en fazla 5 tane olmak üzere her doktora öğrencisi için 4.500 TL burs ve bir sefere mahsus olmak üzere 1 Milyon TL’ye kadar araştırma başlangıç desteği veriyoruz. Bunların yanı sıra bu programla ülkemize gelen bilim insanlarını istihdam eden kuruluşlara da çeşitli destekler sunuyoruz.

Bu program ile kendi alanlarında dünya çapında en fazla referans gösterilen bilim insanları, dünya üniversite sıralamalarında ön plana çıkan üniversitelerde çalışan araştırmacılar, yurt dışında hâlihazırda teknolojik gelişmelere yön veren ve dünyada en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketlerde çalışan araştırmacıların Türkiye’ye dönmesi sağlanacak.

“Tüm destek programlarının, programın hedef ve yapısına uygun farklı değerlendirme kriterleri var. Ancak tüm akademik Ar-Ge projeleri destek programlarında bulunan kriterler “özgün değer, yöntem, proje yönetimi ve yaygın etki” şeklinde 4 ana grupta toplanıyor ve bu kriterler “çok iyi”den “yetersiz”e kadar 5’li bir skala üzerinden değerlendiriliyor.”

Sayın Başkanım, 2017-2018 akademik yılı açılışında ilan edilen Türkiye’nin 10 araştırma üniversitesine yönelik geçen bir yıl içinde ne tür destekler sağlandı?

2017 yılında TÜBİTAK’ın akademik Ar-Ge projelerine aktardığı 923,5 Milyon TL’nin yaklaşık 180 Milyon TL’si YÖK tarafından ilan edilen araştırma üniversitelerine aktarılmış.  TÜBİTAK’tan en fazla destek alan 25 üniversite içerisinde, araştırma üniversitelerimiz ön sıralarda yer alıyor. Bunun yanı sıra daha önce de ifade ettiğim gibi, yeni oluşturduğumuz ve 29 Haziran 2018 tarihinde TÜBİTAK 1004 Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı kapsamında açtığımız “Yüksek Teknoloji Platformları” çağrısı sonucunda 10’u asil, 4’ü aday olmak üzere 14 araştırma üniversitesi ile 6550 sayılı kanun kapsamında yeterlilik almış 4 araştırma altyapısı destek almaya hak kazandı. Araştırma üniversitelerimizin tümünün bu yenilikçi destek programımıza gösterdikleri ilgi memnuniyet verici.

“‘TÜBİTAK Uluslararası Lider Araştırmacılar’ programı ile başta Türk bilim insanları olmak üzere nitelikli araştırmacıların yurt dışından Türkiye’ye gelmelerini teşvik etmek üzere bu destek programını tasarladık.”

Türkiye’deki araştırma üniversitelerinin geleceğe yönelik desteklenmesinde hangi planlamalar yapılıyor?

“TÜBİTAK Yüksek Teknoloji Platformları” çağrısında olduğu gibi, araştırma üniversitelerinin birikimlerini katma değere dönüştürecek yeni çağrıları ve destek mekanizmalarını hayata geçirmeye devam edeceğiz.

Ülkemizin teknolojik birikiminin geliştirilmesi ve yerli teknolojilerin ekonomik katma değere dönüşümünü sağlamak amacıyla 2019 ve sonrasında da faaliyetlerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz. İlgili tüm kesimlerin araştırma, geliştirme, yenilik ve girişimcilik faaliyetlerini desteklemeye, bilim insanlarının kendilerini geliştirmelerine yönelik burs ve ödüller vermeye, toplumda araştırma ve geliştirme farkındalığının artırılmasını temin etmeye, uluslararası program ve iş birlikleri vasıtasıyla ülkemizin gelişimine katkı sağlamaya ve enstitüleri aracılığıyla dışa bağımlılığımızı azaltacak projeler yürütmeye devam edeceğiz.

Ar-Ge ve yenilik çıktılarının toplumsal fayda ve ekonomik katma değere dönüşmesini temin etmek amacıyla desteklerimizin ağırlığını üniversiteler ve araştırma merkezlerinde geliştirilen teknolojilerin özel sektöre aktarımına, çıktı ve ürün bazlı ticarileşmeye kaydıracağız. TÜBİTAK tarafından 2012-2017 yılları arasında desteklenen projelerin çıktılarının belirlenmesi ve oluşan yetkinliğin sonraki projelerde kullanılmasına ilişkin bir çalışma başlattık. Tüm proje yürütücülerimize, proje çıktılarının ürünleşme-ticarileşme durumu, yerlileşmesi hedeflenen ürünlere yaptıkları katkılar ve gelinen teknolojik hazırlık seviyesi, oluşan fikrî ve sınaî mülkiyet hakları, yetiştirdikleri insan kaynağı ve akademik birikim hakkındaki bilgileri ve ürünleşme-ticarileşme sürecinin iyileştirilmesi için önerilerini aldığımız kapsamlı bir anket çalışması yaptık. Anket sonuçlarının analiziyle, ülkemizin öncelikli sektörlerinde ve kritik teknolojilerdeki yetkinliğimizin hem teknolojik hazırlık seviyesi hem de kuruluşlar açısından bir haritası çıkacak. 2019-2020 Çağrı Planı’mızı hazırlarken, bu haritaları girdi olarak kullanacağız. Böylelikle, önümüzdeki dönemde desteklerimizi daha odaklı olarak vereceğiz ve kaynakların daha verimli kullanılmasına katkı sağlamış olacağız.

TÜBİTAK’ın önümüzdeki 2 yılda, hedef ve çıktı odaklı programlar kapsamında açacağı çağrı konularını içeren TÜBİTAK 2019-2020 Çağrı Planı, Ocak 2019 içinde ilan edilecektir. Çağrı Planı hem ortak hedef ve vizyonun buluşturulduğu bir doküman olarak Ar-Ge ve yenilik ekosistemimizin ana oyuncularına yol gösterecek hem de ölçülebilir hedefler tanımlanarak yol haritamız üzerinde gelişimin veriye dayalı olarak izlenmesini ve gerektiğinde, zamanında önlemler alınmasını kolaylaştıracak.

Sayın Başkanım sonra söz soru niyetine, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal olarak Türkiye’de lisans ve lisansüstü eğitim alan öğrencilere ne söylemek istersiniz?

Gençlerimizin kendi amaçlarına, ideallerine ve yaşam değerlerine uygun meslekler seçmeleri çok önemli. Lisans seviyesinde de hem meslekî hem de yatay dediğimiz “yabancı dil, dijital beceriler, projelendirme, süreç yönetimi gibi” becerileri çok çalışarak kendilerine katmaları gerekiyor. Meslek sahibi olduktan sonra ise başarıya ulaşmadaki en büyük güç, gençlerimizin yaşamlarında ileriye dönük bir hedeflerinin olmasından geçiyor. Hedeflerini, ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri iyi okuyarak, eğilimleri ve geleceğin nasıl şekilleneceğini iyi özümseyerek belirlemeleri önemli. Tutkuyla ve inançla bu hedefleri doğrultusunda çok çalışsınlar. Başarılı bir kariyere sahip olmak için artık çok çalışmak da yeterli gelmiyor. Öz güvenli, iletişim becerisi yüksek, bilgiyi yorumlayabilen, sorgulayıcı, ekip çalışmasına uyumlu ve gelişime açık bireyler olmak için yetkinliklerini ve yaklaşımlarını geliştirmeleri gerekiyor.

Biz de gençlerimize araştırma alanındaki ideallerine ulaşmalarında yardımcı olmak, yol gösterici olmak için Yükseköğretim Kurulumuz (YÖK) ile birlikte ortak çalışmalara imza atmaktayız. Yukarıda da değindiğim üzere araştırma desteklerimiz lisans öğrenimi sırasında başlıyor. Gençlerimiz yeter ki araştırmacı ruhuyla başarıyı hedeflesinler, biz desteklerimizle araştırma kariyerlerinin her aşamasında arkalarında olacağız.


Prof. Dr. Hasan Mandal kimdir?

1965 yılında Eskişehir’de doğan Hasan Mandal, ilk ve ortaöğrenimini bu kentte tamamladı. 1987’de ODTÜ Metalürji Mühendisliği Bölümünden lisans derecesini, 1992’de İngiltere’nin Newcastle Üniversitesinden doktora unvanını aldı. 1992-1994 yıllarında Newcastle Üniversitesinde, 1997-1998 yıllarında da Almanya’nın Karlsruhe Üniversitesinde doktora sonrası araştırmalarda bulundu. Prof. Mandal, 1994’te Anadolu Üniversitesi Seramik Mühendisliği Bölümünde yardımcı doçent olarak göreve başladı. 1996’da doçent, 2001’de profesör unvanını alan Mandal’ın 70’i SCI kapsamındaki dergilerde yayımlanmış 140’ın üzerinde eseri ve ayrıca uluslararası kapsamda 6 patenti var. TÜBİTAK Bilim Ödülü de olmak üzere ulusal ve uluslararası düzeyde farklı ödüllere layık görülen Mandal, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), Dünya Seramik Akademisi (WAC) ve Avrupa Akademisi (Academia Europaea) üyesi. Mandal, 2006-2010 yıllarında Anadolu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanlığı, 2010-2011’de Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcılığı, 2011-2015’te de Sabancı Üniversitesi Araştırma ve Lisansüstü Politikalar Direktörü ve Rektör Yardımcısı olarak görev yaptı. 25 Mart 2015’te YÖK Üyeliğine, 1 Nisan 2015’de ise YÖK Yürütme Kurulu Üyeliğine atanan Mandal, 21 Temmuz 2016’da YÖK Başkan Vekilliğine seçildi ve bu görevlerini 12 Ocak 2018’e kadar sürdürdü. Prof. Dr. Mandal, YÖK Üyesi olmasının yanı sıra 22 Şubat 2018 tarihinde TÜBİTAK Başkanı olarak atandı. Mandal, aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle birlikte kurulan Cumhurbaşkanlığı Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları Kurulu Başkan Vekilliği görevini de yürütmektedir.


Röportaj: Muhammed Akaydın / Fotoğraflar: Abdulhamit Güler